Bir Pentagram Konseri Daha….
09 Sep. 2013

Bir Pentagram Konseri Daha….


Bugün pek keyifli uyandım…

Aa! Tabii ya, ben dün yine Pentagram dinledim!Konser izlenimlerimi daha birkaç ay önce yazdığımdan – ki burayı tıklayarak okumak mümkün – bu kez daha çok eğlencelik bir yazı yazmak istedim.

İtiraf
Ben son albümü adam gibi, hakkını vererek dinlememişim. Bunu da geçen gece konsere ısınma turlarında albümü bir kez daha dinlerken “Disturbing The Peace” ve “It’s Dawn Again” ağzımı açık bırakınca anladım.

Savunma
Yazarlarımın hepsinin işleri var ve yoğunlar. Dolayısıyla, hiçbirinin gelen promosyon CD’lerinin tümünü dinlemeye vakti yok. Ben gelen bütün albümleri dinleyip de ‘bak bu tam sana göre’ demezsem albüm kritiklerimiz yavaşlayabiliyor. Ben de oturup albümleri tek tek dinleyip yazarlara önerilerde bulunuyorum ki bu durum da benim kendi zevkim için müzik dinlemeye ayırdığım zamanı oldukça kısıtlıyor doğal olarak…

Üstüne üstlük, çıkışı da benim Londra’daki MBA telaşıma denk gelince MMXII (2012) albümü arada kaynamış :/

Neyse ki bir süredir bu durumu telafi sürecindeyim…

Konu dağıtmakta üstüme yok… Neredeydik??

Evet, konser!!!!

Enteresan bir gündü dün…
Benim pek sevgili arkadaşlarım Mehmet ve Ceren hayatımı güçleştirmek için Pentagram konserinin olduğu gün evlenmeye karar verdiler! Muhteşem! ‘Metalci adam Pentagram konseri günü evlenir mi?’ diye söylene söylene hazırlanmaya başladım geceye. Olayı kadın-moda blog’larına bağlamak istemiyorum ama, siz söyleyin bu kız hem iş yerinden protokolün de olacağı bir nikaha hem de Pentagram konserine katılacağı bir geceye ne giysin?
Neyse, meseleyi skalanın metal yanına doğru kaymak suretiyle çözdüm 🙂

Aradaki sahneler görülmeye değer elbette!

Soundcheck’e giderken baştan aşağıya metal aksesuarlar; oradan nikâha giderken arabada metal aksesuarlar çıkarılıp,  nikâh salonunda ‘bak valla geldim buradayım’ diye gözlerine sokmak için gelinle damadın iki kere tebrik edilmesi; Mülkiye tayfasıyla bol bol döktürdükten sonra arabada tekrar eldivenlerin, kurukafaların çekilmesi… Arabada makyaj yapan kadın modelini bir gömlek üste taşıdım resmen!  😀

Aaaaaah Pentagram

Soundchek’lere bayılırım ben… Usta müzisyenleri bu daha doğal halleriyle saatlerce izleyebilirim. Kimisi çok gergin olur, kimisi tadını çıkarır, bildiğin eğlenir… Her haliyle çok duygusal bir andır benim için; müzisyenlere kendimi biraz daha yakın hissederim izlerken…

İşte mekâna gidip de sahnede Pentagram’ı hazırlık halinde görünce de içim sıcacık oldu. Hakan Utangaç’la uzaktan mini selamlaşmamız, günün deve nalı ayarındaki sıkışıklığının yarattığı gerginliği anında unutturuverdi hatta.

Pentagram’ın tur menajeri sevgili Didem’i (Doran) çok profesyonel biçimde işleri çekip çevirirken izlemek de pek keyifliydi. Aklıma menajerlik günlerim geldi ve kimi çok keyifli, kimi çok komik, kimiyse can sıkıcı anılarım canlandı. Yok, yok, çok da özlemiyorum ben o günleri, yazarlık (*öhö* patronluk *öhö*) daha iyi oldu bana! Tüm sürecin bu kadar şık ve profesyonel biçimde yürütüldüğünü görmek de ayrıca güzeldi tabii.

Didem’le hemen ayaküstü bir toplantı yapıldı, kabuller alındı. Konser öncesi yapmayı düşündüğümüz ve fakat soundcheck, düğün ve konser üçgenine sıkıştırılamayacak kadar önemli olan bu röportaj başka bir gün yapılacak denildi. Hem benim milyor tane sorum var! Öyle araya sıkıştırılmaz ki Lady Obscure röportajı…

Düğün Salonu

Bir ara aklıma gelen Pentagram’ı düğüne götürüp, konuklara masa sandalye kırdırmak fikriyle epey bir eğlendim. Pentagram: Türkiye’nin resmi düğün salonu yıkıcısı… Çeyrek asırdır özenle düğün salonlarınızı yıkmaya devam ediyor!  Hehehe… 😀

Alakasız

Bu yazının bir giriş-gelişme-sonuca bağlı kalmadığını an itibarıyla hepimiz anladık, değil mi? Güzel! Otoriteyle sorunu olan herkese tavsiye ederim; kendi metal derginizi çıkarın, kimseye hesap vermeyin, temasız, problem uzaysız, merkez kaç kuvvetli yazılar yazın! Ha, eğer ‘yok ben yazı yazacağım, albüm kritik edeceğim, röportaj yapacağım, bol bol yeni çıkan albümleri dinleyeceğim ama kendi dergimi falan çıkartamam’ diyeniniz varsa, dünyanın en tatlı patronu olduğumu da eklemek isterim!

Jolly Joker’a Varış

Neyse, yazıyı hala okuyanlarınızla Cumartesi gecesini yaşamaya devam edelim.

Metal aksesuarlarım ve ben Jolly Joker’dayız nihayetinde.

Girişte, 15 kilo vererek affedersiniz taş gibi olmuş Tuna’yı (Vural) görünce ağzım açık kalıyor tabii. Helal olsun. Hemen iki dakikada benim geçen ayki Bloodstock çıkartmam üzerine mini bir sohbet çeviriyor ve tabii ki bir anda ikimiz de kuduruveriyoruz… Gelecek sene beraber gitme temennilerinin ardından Tuna’ya ve tatlı eşi Ebru’ya veda edip önlere doğru ilerlemeye başlıyorum.

Lady’nin Bloodstock Fotoğrafları

Michael Kiske (Helloween, Place Vendome, Unisonic, Avantasia, Kiske/Somerville, SupaRed, Revolution Renaissance, Avalon)
Randy Blythe  (Lamb of God, Halo of Locusts, Cannabis Corpse)
Kelly Sundown Carpenter (Beyond Twilight, Darkology, Zierler Project, Firewind, Adagio, Epysode)
Bob Catley (Magnum, Gary Hughes, Avantasia)
Tobias Sammet(Avantasia, Edguy, Revolution Renaissance)
Amanda Somerville (Trillium, Avantasia, Kiske/Somerville)
Oliver Hartmann (Hartmann, At Vance, Empty Tremor, Centers, Avantasia)
Ronnie Atkins (Pretty Maids)

Sahnede Murder King olması lazım ama başka bir grup çalıyor… Uzağı pek iyi göremeyen ben, kafamı şöyle bir sallayıp bir daha bakıyorum ki grup bildiğiniz Murder King ama vokalist Özgür Özkan değil!

Gazetecilik damarım tutuyor tabii hemen… Ne oldu acaba? Malum soruyu sahne arkasında Onur’u (Akça) görünce soruveriyorum.  Yanıtını size burada aktarmayacağım, zira Onur’la hemen bir röportaja karar veriyoruz… Yani bunun ve birçok başka sorunun yanıtı yakında bu sayfalarda!

Popçular Dışarı
Pentagram heyecanı salonu sarıyor.  Işıklarda hareketlenmeler de başlayınca heyecan doruklara çıkıp salonu ‘Popçular Dışarı!’ tezahüratları alıyor. Ben acaba Levent Yüksel’i görür müyüm diye sağa sola bakıyorum ama nafile… 😛

Konser
Konser tabii ki şahane bir tecrübe olarak anılarımıza yerleşiveriyor. Sahne prodüksiyonu, Şebnem Ferah klavyecisi Ozan Tügen tarafından ustalıkla yapılan ses efektleri, Ankara dinleyicisinin Pentagram aşkı, bağlılığı, Tarkan’ın müthiş sahne konsantrasyonu,  dinleyiciyle bütünleşmesi, Metin’in signature gitarıyla gözlere kulaklara hitap eden sahnesi,  Hakan’ın mikrofona geçerek hayranlara yaşattığı mutluluk, sahnedeki yetkin duruşu… Ve tabii Gökalp!

Bana mı öyle geliyor yoksa yetenekli müzisyen daha bir Pentagram’lı mı olmuş? Daha  kendinden emin bir performans sergiliyor sanki…

Sonra Cenk… Cenk!!!!!! Sana söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum… Davul benim yumuşak karnım… Türkiye’de bir gün on numara bir progresif metal albüm çıkarsa, davulları senin kitinden çıkacak gibi bir his var içimde…

Ne kadar muhteşemsiniz Pentagram! Ne kadar güzelsiniz… Şu topraklarda yetişen bir dolu nesle verdiklerinize bakın!!! Bir efsane, bir okulsunuz resmen…

Mutlu son
Geceyi sahne arkasında grupla nefis bir sohbetle tamamlayıp, yüzümde bir gülümsemeyle eve doğru yol alıyorum… şimdiden bir dahaki konser için sabırsızlanarak… Öyle tatlı bir sohbet ki, bu yazıyı taçlandıracak bir görüntü almak bile gelmiyor aklıma… Eh, o da bir dahaki sefere artık…

Bu yazımı kızlara bakacak biri olmaması nedeniyle konsere gelemeyen canım doktorcuğum, Lady Obscure resmi sponsoru, Petek’e ithaf ediyorum…

(Pazar günü kaleme alınmıştır.)

About the author


Leave a Reply

* fields required