Ankara Pentagram Konserinden İzlenimler – 6 Mart 2013 @ Jolly Joker
03 Mar. 2013

Ankara Pentagram Konserinden İzlenimler – 6 Mart 2013 @ Jolly Joker


Article is also available in English 

Selamlar!

İlk defa Türk gruplarıyla ilgili yazmanın heyecanını yaşıyorum şu anda! Büyük başarılara imza atmış iki grup hakkında yazıyor olmak da ayrıca heyecanlandırıyor tabii! Evet geçen akşam Türk metal tarihine adını altın harflerle yazdırmış Pentagram ile Amerika’da ülkesinden belki de daha çok hayran kitlesine sahip Black Tooth’u izlemeye gittim. Ne gece ama!!!

Konser izlenimlerime geleceğim ama mekandan başlayalım, değil mi? Öncelikle, beni bilenler bilir, ben konser delisiyimdir. Londra’da, ABD’de ve Avrupa’nın birçok ülkesinde milyor tane konsere gitmiş, bir sürü mekanı birinci elden inceleme fırsatı bulmuş biri olarak, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Jolly Joker sadece Ankara’daki değil belki de Türkiye’deki en iyi mekânlardan biri. El değiştirdikten sonra yeni sahiplerinin mekanı sadece metal konserleri için değil, Türkiye’den ve dünyadan yüksek bütçeli ve itibarlı birçok konser için ilk tercih haline getirmek için çalıştıkları çok açık. Sahne prodüksiyonu, ses altyapısı, ışıklandırma, sahnenin konumu tek kelimeyle şahane – mekanın her noktasından sahneyi çok net görebiliyor ve kaliteli bir ses alabiliyorsunuz. 

Geçen geceye dönersek, Jolly Joker her nesilden şahane bir seyirci kitlesi ile ağzına kadar doluydu. Tabii bunu başaran Pentagram’ın ta kendisi. Bir dolu genç insanı, anne babaları yaşında rocker’larla birlikte kafa sallamalarını sağlayanlar onlar!

Aa bu arada, açılışı muhteşem biçimde yapan Black Tooth ile ilgili izlenimlerimi başka bir yazıda paylaşacağım… şimdilik Pentagram’a devam. 

Pentagram veya uluslararası isimleri ile Mezarkabul, Türk rock ve metal camiasına yaptığı etkiler yönünden ülkedeki en önemli metal gruplarından biri, belki de ta kendisi.

Grup, 1986 yılında Pentagram adı ile gitarlarda Hakan Utangaç ve davulda Cenk Ünnü tarafından kurulmuş, Tarkan Gözübüyük de bir sene sonra basçı olarak gruba katılmıştı. Yıllar boyunca grubun çeşitli – ve unutulmaz – elemanları oldu ama bu üçlü hep baki kaldı. Şu anda, bu efsane üçlünün yanında gitarlarda Metin Türkcan ve vokallerde Gökalp Ergen ile beş kişiler. 

Pentagram’ın, her biri büyük övgü görmüş altı stüdyo albümü ve iki canlı kayıt albümü var. Müzikleri, heavy metal ile Anadolu müziğinin akıllıca ve ustaca yapılmış bir harmanı ve sırf bu yüzden bile, kendilerinden önce Türkiye’de başka metal grupları olmuş olsa da, metali Türk dinleyicisine daha kolay dinlenir bir müzik olarak sunduklarından, ‘Türkiye’de metalin öncüleri’ olarak görülmeleri yanlış olmayacaktır. En uzun süreli vokalistleri Mural İlkan’ın da Türk metal camiasında yaşayan bir efsane olduğunu unutmamak gerek!

Az önce de kısaca değindim ama, Pentagram’ın müziğini hiç dinlememiş birine tasvir etmem gerekse; ‘metal müziğin sertliği ile oryantal ezgilerin ustaca harmanlanmış haline,  progresif metalin egzotik bir tavırla eklenmiş son hali’ derim, ne tarif ama 🙂

Benim metal müzikte aradığım; çok özetle, teknik yeterlilik, vokal ve gitar armonileri ve MELODİ!!!! Beraber çalıştığım grupların tecrübelerinden; çeşitli yabancı müzisyenlerle, prodüktörlerle yaptığım görüşmelerden anladığım da; bunlardan başarılmasının en zorunun melodi olduğu. Hoş armoniler elde etmek; üst üste, deneye deneye katmanları eklemek nispeten daha kolay. Ama kitleleri grubun peşinen sürükleyecek , insanın içine işleyecek melodiler bulmak her yiğidin harcı değil. Bunu başaran gruplar da alıp yürüyor zaten. İşte Pentagram, tüm bunların hepsini layığıyla başaran ve beni benden almış gruplardan biri! Sadece beni değil tabii, Türkiye’de birden fazla jenerasyonun müzik zevkini şekillendirdiler işin aslı.

Ben şahsen, prog-metal hastasıyım, çoğu albüm incelemem de bu tür üzerine olmuştur. Kişisel gözlemim, oryantal ezgilerin batılı gruplarca bile yoğun ve yaygın biçimde prog-metale entegre edildiği yönünde. İlk aklıma gelen örnekler; Dream Theater (Home), Tellus Requiem (Frontiers), Opeth (Bleak), Shaman (Over Your Head), Jimme’s Chicken Shack (Dropping Anchor), Ørkenkjøtt (Skygger Og Støv), To-Mera (Inviting The Strom), The Tea Party (Gyroscope) ve belki biraz eskilerden, Aerosmith (Taste of India) ve hepsi de birbirinden güzel! Şimdi, batılı ve dünyaca ünlü gruplar, oryantal ezgileri büyük bir aşkla müziklerine eklemişken, bu toprağın çocukları olarak biz niye bunu yapmayalım ki? Pentagram bunu yıllar önce anlamış olacak ki, çok şık biçimde müziklerine Anadolu ezgilerini yerleştirmişler.

Peki  neden bu kadar başarılılar? Aklıma ilk gelen; grubun çeşitli eski ve yeni üyelerinin Türkiye’nin en başarılı pop ve rock müzik sanatçıları ile çalışmış, geniş kitlelere hitap eden müzik türlerine çeşitli şekillerde destek vermiş, dolayısıyla isimlerini  farklı kültür ve demografilere hitap eden müzik çevrelerinde tanıtmış ve tüm bunları yaparken, metal ve rock camiası ile olan alakalarını açık, bilinen bir gerçek olarak tutmuş olmaları ve bir nevi değişik müzik türleri ve demografiler arasında köprü görevi görmüş olmaları. Başarılarını bunlara bağlamak her ne kadar benim kendi spekülasyonum olsa da, o bahsettiğim başarılara imza attıkları bir gerçek. Örneğin, eski Pentagram gitaristi Demir Demirkan (Tarkan gibi pop idolleri ile çalışan Ozan Çolakoglu ile birlikte) 2003’de Eurovision’ı kazanan ve yine diğer bir pop idolü olan Sertab Erener’in seslendirdiği şarkıyı yazdı ve bir milletin tüylerini diken diken etti.

Pentagram’ın Pentagram’lık yapması, bu örnekleri senelerce çoğaltmış olması, kendi müzik mirasını akıllıca değerlendirmesi ve bunları yaparken de müzik camiasının büyük resminin bir parçası olması beni çok mutlu eden tarafları bu adamların. 

Geçen gece, sahne almalarından önce, geçirdikleri zor zamanları düşünüyordum. Bunların en büyüğü şüphesiz Murat İlkan’ın sağlık nedenleri ile gruptan ayrılmasıydı – grubun hayranlarının ne kadar üzüldüğünü tahmin edersiniz. Birkaç yıl önce Sonisphere festivali sırasında bayrağın teslim edilişini izlerken içimiz ezildi resmen!…

Geçen sürede gruptan çok haber alamadık. Bu konserde grubun sapasağlam ayakta olduğunu görmek beni çok mutlu etti tabii! Yeni grup elemanlarıyla Pentagram gayet sıkı olmuş. 

Grubun ta başından beri belkemiği olmuş üçlüden önce yeni elemanlardan bahsetmek istiyorum izninizle.

Her şeyden önce, yeni vokalist, Gökalp Ergen! Bu yetenekli vokalist_ tabii adam sadece vokalist değil, bir dolu enstrüman çalıyor, beste yapıyor, söz yazıyor, prodükte ediyor! Enstrüman çalan vokalistlerin başka bir seviyede olduklarını hep savunmuşumdur ama bu başka bir tartışma konusu tabii –  nerde kalmıştık.. aa evet bu yetenekli vokalisti tebrik etmek, ayakta alkışlamak lazım! Grubun sound’unun önemli bir parçasını oluşturan, çok yetenekli ve geniş bir ses kapasitesine sahip bir adam gruptan ayrılınca, onun yerine geçme cesaretini göstermek ve üstlendiği görevin hakkını vermek her yiğidin harcı değil!

Nitekim Gökalp, kendine güvenmekte haklı, teknik olarak çok yeterli, başarılı bir vokalist ve belki de en önemlisi, grubun dinamiklerine çok güzel uyum sağlamış. Grubun stüdyodaki ve sahnedeki başarıları bunu net bir şekilde teyit ediyor. Grubun sound’unda hafif bir değişim gözlemlemedim değil ama bunun ne kadarında yeni elemanların etkisi olduğunu söylemek güç.

‘Yeni Pentagram’da’ gözüme çarpan durumlardan biri de vokalistin – hepsinde olmasa da – birçok gruptakinin aksine lider konumunda olmaması. Liderliği daha çok bütün grup elemanları paylaşıyor diyebilirim.Ama yine de, Metin Türkcan’ın – nam-ı diğer Metoboy’un – zaman zaman spotları üstüne çektiğini söylemeliyim! İşin doğrusu, bu dünya ölçeğindeki  gitarist,gruba müthiş değer katmış! Gitarını cayır cayır bağırtmasıyla, melodik sololarıyla ve gözleri üzerine çeken görselliğiyle, sahne duruşuyla, tüm set boyunca göz dolduruyor. Arada bir yaptığı mini jam’lerle gitarını konuşturup izleyicileri galeyana getirmesi de cabası! 

Grubun kurucularına, yıllardır kalbimizde yer eden şarkıları yazmış müzisyenlere dönelim şimdi… Geçen gece sahnede çok özel anlar geçirdiği her halinden belli olan Tarkan Gözübüyük’le başlamak istiyorum.

Grup sahnedeyken tam da bu yetenekli, sevilesi adamın hemen önündeydim ve hayranları ile tatlılar tatlısı iletişimini sürekli izleme şansım oldu. Kalabalığın hep bir ağızdan şarkılara eşlik etmesinden ve kafa sallamasından fena halde etkilendiği çok açıktı. Hani en büyük hayranı olduğunuz bir gruba bakarken saygı ve huşunun yanında bir de çok büyük sevgi duyarsınız, kalbiniz sıcacık olur ya – işte Tarkan tam olarak bu duyguları uyandırdı bende o gece! Sarılıp öpesim geldi resmen! Bir de zaman zaman sahnenin gerisine gidip eski dostu Cenk Ünnü ile bu paha biçilmez anları paylaşması yok mu!!! Tüyler diken diken!

Ve Cenk!! Evet… Cenk’e gelelim… Davula, davulculara özel bir merakım vardır. İyilerini gördüm mü hayranları oluveririm! Cenk’i, tekniğini, aksak ritimlerini hep sevmişimdir ama sahnede görmek çok başka tabii! Tahmin edersiniz ki grubu ilk izleyişim değil, defalarca izledim, ama bu defa sahnenin tam önündeydim ve fırsat bu fırsat, bu yetenekli davulcuyu dikkatle izleyebildim. Özetle, ziyafet!

Ve Hakan Utangaç!!! Hakan da bu gururlu tablonun bir parçasıydı geçen gece. Her ne kadar sahnenin ters tarafında olsam ve istediğim kadar izleyememiş olsam da, Metin’le gitarları paylaştıkları, beraber konuşturdukları anları ve dümeni eline alıp birbirinden güzel soloları yapıştırdığı anları gözden kaçırmak mümkün değildi! Eğer Pentagram konserine gittiyseniz sahneye ne kadar yakıştığını bilmek için bana ihtiyacınız yok tabii!

Tüm albümlerinden unutulmaz parçalar çaldılar gece boyunca. Seyirciler en çok Anatolia ve Bir’de heyecanlandı. Bana sorarsanız, Bir en ticari işlerinden biri grubun ve görünen o ki bu anlamda da hedefi on ikiden vurmuşlardı çünkü tüm seyirci şarkının adını haykırıyordu ve şarkının ilk notaları ile tüm mekan adeta patladı – tabii ki bir salon dolusu insan nota nota, satır satır şarkıya eşlik etti.

Bana gelince, ben en çok Lions in a Cage ve Dark is the Sunlight’da kendimden geçtim. ‘Hastası olduğum tüm parçaları çaldılar’ demeyi çok isterdim ama maalesef tekrar canlı dinlemek için öldüğüm In Esir Like an Eagle gecenin setlist’inde yoktu.

O gece sahnede ufak bir sessizlik oldu, tüm grup elemanları sahnenin ortasında buluşup kafa kafaya verdi. Bilerek mi yaptılar bilemem ama, konser salonunu heyecan sardı tabii bir anda. Herkes en çok duymak istediği parçayı en yüksek gücüyle haykırmaya başladı.. In Esir Like an Eagle dinlemek için ölüp biten bir tek ben olmalıyım ki benim zavallı cılız sesim ‘Bir’ ‘Bir’ diye bağıran kalabalığın içinde kayboldu. Arkadaşlarım bana güldü tabii haha 🙂 Pişman değilim, yine yaparım!

Seyircinin grubun yeni parçalarına verdiği tepki, benim ‘Pentagram kokan’ diye tabir ettiğim parçalara verdiği tepki kadar güçlüydü. Gökalp’in arkasında; Tarkan’ın, Hakan’ın ve Metin’in yaptığı vokal armonileri kesinlikle kaçırılmaması gereken sahnelerden biri! Eğer müzisyen değilseniz, hemen belirteyim, bu çok sağlam kulak gerektirir ve bugün benim diyen vokalistler.. her neyse…

Çok enteresan bir an da yaşandı o gece. Gökalp ve Metin arasında hoş bir mizansen olarak dizayn edilmiş ‘soru-cevap’ sahnesi seyirciden beklenen tepkiyi almadı nedense. Tuhaf bir sessizlik oldu salonda. Gökalp bir an için hayal kırıklığına uğrasa da çok profesyonel biçimde durumu kurtarıp hızla bir sonraki parçaya girdi. Bu adamlar boşuna sahnede değiller özetle!

Grup, kalabalığın çağrısına cevap verip bis için sahneye geri döndü. Konserin bittiğine öyle güzel ikna etmiş olacaklar ki seyircinin bir kısmı mekanı terk etmişti o esnada.. Kalan şanslı kalabalık hastası oldukları gruptan bir parça daha dinleme şerefine nail oldu. Merak ediyorsanız hemen söyleyeyim; hayır, bis’te de benim parçamı çalmadılar. Neyse canım, bir daha ki sefere. Bendeniz bundan sonraki Pentagram konserlerini kaçıracak değilim.  

Özetle Pentagram, ve tabii Black Tooth,  Ankara rock / metal camiasına muhteşem bir gece yaşattı. Her iki grup da o gece tam formundaydı ve kendilerinin de iyi vakit geçirdiği çok açıktı.

Unutmadan, hala turnedeler, grupların sayfalarına giderseniz, bir konser de sizin yakalama şanısınız var.

facebook_489221932Bana gelince, yazılarımı okumak, paylaştığım parçaları dinlemek isterseniz, her zaman siteme, Facebook sayfama, ve grubuma beklerim…

Sevgiler,

Senem, Nem, Lady Obscure…

About the author

LadyObscure
I find bands and albums like me; obscure... I see that which others do not and make them obscure no more; I hear that which others do not and let people hear what I hear; I am the conduit through which the light of a million stars unleash to make the poor, incomplete human soul whole again in perpetual ecstasy... I am the music freak extraordinaire... I am obscure... and that's Lady Obscure for you... Nem Nol

Create your badge

About the author

Tags


Leave a Reply

* fields required