Zeytinli İzlenimlerim
09 Sep. 2018

Zeytinli İzlenimlerim


Her yaz bir festivale giderim normalde.. Graspop, Hellfest, Bloodstock, High Voltage.. Bu sene malum Euro’nun geldiği durum nedeniyle olamadı. Zeytinli’ye de son günü için gidecektim. Ama madem başka ülkeye gidemiyorum, Zeytinli’de festival kafası yaşayayım dedim. Valla iyi ki de öyle yapmışım. Zeytinli ne hale gelmiş öyle?? Uluslararası standartları yakalamışız. Festivalde tutkuyla müzik dinleyen çocukları görünce ülkem adına, müzik adına çok sevindim. Yüzümden gülümseme eksik olmadı.

Yolda tanıştığım bir çocuk tuvaletlerin çok çok kötü olduğunu söyledi ve festival alanındakileri kesinlikle kullanmamamı tembihledi sıkı sıkı. Ben de metal festivallerinden alışkın olduğumu söyledim “Yooo” dedi, “böylesini görmediniz”. Korktum. İlk gün alan dışındaki tuvaletleri kullandım. Korkumdan yemedim içmedim. İkinci gün festival alanının dışı meselesi canımı sıkınca denemek istedim alandakileri. Sahne aynen şöyleydi: Mis! Hayatımda gördüğüm en temiz festival tuvaleti olabilirdi onlar! Tuvalet kâğıdı, sabun, su, hepsi mevcuttu. Evet, akşamın ilerleyen saatlerinde standartta düşme yaşandı elbette ama o haliyle bile en başarılılar arasındadır. Tuvaletleri beğenmeyenler varsa tavsiyem Hellfest’e hiç gitmesin.. Su yerine saman kullanmak onlara biraz ağır gelebilir 😀

Herneyse konuya en b**ktan yerinden başladığım için özür dilerim ama önemli sonuçta, 4-5 gün hayatınız orada akıyor.

Ses sistemi, sahne-ışık prodüksiyonu, yiyecek- içecek alanı, her şey çok başarılıydı. Her detayın üzerine titrenildiği belliydi. Festival giriş çıkışını düzenleyen arkadaşlar ve güvenlik çalışanları gayet düzgün, sevecen, saygılı ve saygındı. Arı gibi çalıştılar. Off dediklerini duymadım. Zor durumları da iyi yönettiklerine şahit oldum. Gerçi son gün öğrendim ki festivalin arkasında bir organizasyon dehası, kendi deyimiyle festivalcibaşı, şahane insan Serkan Fidan varmış. Her şey bir anda anlam kazandı. Tebrikler sevgili Serkan, teşekkürler Umut Kuzey, Edremit Belediyesi ve emeği geçen tüm görünmez kahramanlar.

Festivalin ilk günü çalıştığım için orada değildim. İkinci gün de saat 22.30 dolaylarında intikal edebildim festival alanına. Her konseri takip etmedim ama dinleyebildiklerimin arasından benim için öne çıkan performanslardan bahsedeyim biraz.

MANGA!!! Performans ve seyirciyle bütünleşme anlamında beni en çok etkileyen onlar oldu (Şebnem Ferah sahneye çıkana kadar diyelim  😉 )  Seyirci resmen tek vücut oldu. Yakın zamanlarda aramızdan ayrılan bazı sanatçıların parçalarını çalarak bir saygı duruşunda da bulundu grup. Ferman başarılı ötesi bir frontman, seyirciyi avcunun içine aldı resmen. Ben Türk grupları takipte biraz zayıf kaldım, telafi etme kararı da aldım tabii bu arada. Ama ben görmeyeli grup daha bir olgunlaşmış, oturmuş. Gerçi Manga çaldığı ilk notayla Türk dinleyicisinin ilgisini çekmişti. Başarı formülleri sır değil: Kendi sound’larını oluşturmaları, fark yaratmaları. Özgür Can Öney‘e de ayrıca sevgiler.

Kendi sound’ları deyince hemen Duman’ı eklemek lazım arkaya. Kaan Tangöze de kendine has vokaliyle özel bir tarz yaratmış müzisyenlerden biri. 30 Ağustos’ta tüm yolların kapalı olması nedeniyle havaalanına yüz saatte varmış olmanın yorgunluğuyla uzaktan bir ağaç kovuğundan izledim konserini ama gayet keyif aldım.

Headliner’lar hep iyiydi aslında. Çok profesyonel bir Athena buldum karşımda. Pentagram’ın “30 yılın hikayeleri” videosundan dolayı daha bir çok seviyorum Gökhan ve Hakan Özoğuz’u. Küçük yaşlardan metale duydukları aşk kendimi onlara yakın hissetmemi sağlıyor.  E tonlarca kaliteli müzik dinlemiş adamlardan da kaliteli işler çıkıyor tabii.  Ya bir de öyle iki parça çaldılar ki aklım yerinden oynadı. Böyle psychedelic ama groovy bir tadda.. Hangi parçalardan bahsettiğimi bilen varsai Allah aşkına söyleyin hangi parçaydı onlar. Benim festival deneyimimi tavana taşıdı o iki parça  o gün. Gerek setlist seçimleri gerekse parça sırlamalarıyla “seyirciden önce müzik/sanat” der gibi bir halleri vardı. Şahsen benim tercih ettiğim bir tavırdır. Onların setleri sırasında sahnede bir dolu teknik aksaklık oldu bu arada, Gökhan’ın sabrına ayrıca hayran oldum. Çok profesyonel! Her ne yaşandıysa bize yansımadığı kesin. Tebrikler.. saygılar..

Şebnem Ferah‘ı özlemişim. Onu dinlediğim lise –  üniversite yıllarında yaşadığım duygulara aşklara mı götürdü beni ne oldu bilmiyorum ama iki damla gözyaşı bile döktüm valla. O nasıl bir atmosferdi öyle, seyirci kendinden geçti. İmkanı olsa sabaha kadar bırakmazdı herhalde sanatçıyı.. Evet şahaneydin, şahanesin Şebnem! Ne kadınsın! Ayrıca festivalde ilk defa duyduğum Küllerinden de aklımı aldı.  Festivalden beri de 100 kere daha dinlemişimdir. Muhtemelen tiksinine kadar da dinlemeye devam edeceğim, yapacak bir şey yok… Karakter böyle..

Sertab Erener’in Rock Grubu Oceans of Noise’i bir defa duymuş, fena bulmamış ama dönüp dikkatlice incelememiştim. Festivalde bir iki parça hariç ilk defa dinledim parçalarını. Oldukça başarılı. Sertap’ın cici görüntüsü ve sahne duruşu Rock kafasına girmemi biraz engellediyse de Emre Kula‘nın Evergrey’in Tom Englund’ına benzer sahne duruşu biraz bu açığı kapattı. Sertap Erener’i ilke defa Oceans of Noise ile izlemiş olsaydım, “whoa kim bu, ne manyak ses”  der grubun peşine düşerdim muhtemelen ama şimdi başka bir genre’den ithal ettiğimiz bir müzisyen sonuçta, geçmişi de taşıyoruz tabii ki bugünkü deneyimimize.  Ama her şey bir yana Sertap bu! Ülkemizin gelmiş geçmiş en güçlü seslerinden biri, bize büyük bir gurur yaşatmış yetenek akan bir sanatçı, saygı duymamak, bağra basmamak mümkün mü…  Hem Rock müziğin hırçınlığıyla Sertap’ın yer yer yumuşak her daim  eşsiz sesi hoş bir kontrast oluşturması fikri kulağa hiç fena gelmiyor.  İlk dinleyişte beğendiğim parçalar “It Wasn’t You” ve “Good Side” oldu. Unutmadan Emre Kula’nın da Theory of Change isimli albümüne de bir bakmak gerek… Ülkemizdeki başarılı işlerden biri.

Ceylan Ertem, vokallerindeki rahatlığı ve sahnedeki sempatik halleriyle eğlenceli anlar yaşattı ama ben daha çok arkadaki Ediz Hafızoğlu ve Murat Çopur’a hastayım J

Pera’yı ilk defa dinledim.  Gitaristleri Crossfire’ın Kaya’sıymış, bakacağım albümlerine. Gökhan ile de sahne arkasında sohbet etme fırsatı buldum biraz, o da şahane bir insanmış 🙂

Festivalde müzikleriyle tanışıp, anında hastası olduğum Büyük Ev Ablukada hakkında yazmayı unuttuğumu farkettim. Ama onu ikinci bölüme saklayayım. İlk bölüm bu kadar olsun. Son günü de birkaç güne yazarım… Malum .. dile kolay. Murder King, Black Tooth, Hayko Cepkin, Pentagram, Sepultura izledik!… *sigh*

Son söz: Festival deneyimimizi sevginle, misafirperverliğinle, coşkunla bine katlayan Fatma, Ay lav yu <3

About the author


2 Responses

  1. Avatar Berke Yüksel says:

    Bu benim katıldığım ilk festivaldi ve bundan sonrada festivallere zamanım elverdikçe katılmayı düşünüyorum. Zeytinli Rock Festivali’nin son gününde tanışma fırsatı bulduğum güzel insan, sayende festival benim için çok farklı geçti. Festival denilince akla evet ilk eğlenmek geliyor. Festivale seninle giden insanlar veya festival ortamında seninle tanışma imkanı bulan insanlar eğlenirken aynı zamanda da bir şeyler hakkında bilgi sahibi oluyor ve aynı zamanda da kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Bende onlardan bir tanesiyim. Aslında eğlenirken bile bir şeyleri öğrenme fırsatımız olabiliyormuş. Bu festivalde de öğrendim ki öğrenmenin yeri ve zamanı yokmuş. İnan ki sizinle festival festival dolaşılır 🙂 Bu arada yazılarınızı da okumaya başladım, gerçekten güzel ve bir o kadar da doğru tespitlere değiniyorsunuz. Her şey için çok teşekkür ediyorum. Takipteyim 🙂

Leave a Reply

* fields required