Türkçe İçerik

Kontrabas İzlenimlerim

“Koku” romanının yazarı Patrick Süskind’in pek çok dilde oynanan oyunu Kontrabas

Akıl almaz derecede güçlü bir yazarın kaleme aldığı eseri, hayranı olduğum muhteşem bir oyuncu sahneye taşıyor. Ohohoh… bir kere izlenmez ki bu eser, bir daha, bir daha, bir daha izlenir…

İnanılır gibi değil ama Olcay Kavuzlu ile 28. Sezonuna girdi Kontrabas. E nasıl olmasındı…

Orayı açacağım biraz ama önce biraz geriye saralım. Benim sanatçıya olan hayranlığım aslında , 2000’li yılların başında izlediğim Uçurtmanın Kuyruğu’na dayanıyor.

Uçurtmanın Kuyruğu – Mithat Erdemli ve Olcay Kavuzlu

Beni benden alan temaların başında gelen ikiye bölünmüşlüğü, insan ötesi performanslarıyla perdeye taşıyan Olcay Kavuzlu ve Mithat Erdemli’yi dayanamaz fakülteden çıkıp çıkıp izlerdim. Asla sıkılmaz, doymazdım… Her seferinde ilk defa izliyormuş gibi heyecanlanırdım. Ondan daha fazla izlediğim tek eser Çetin Tekindor’lu Mutlu Son’dur üniversite yıllarımda… Teşekkürler, hürmetler, rahmetler Savaş Dinçel.

Dün akşama dönelim..

Hepimizin, o ya da bu şekilde deneyimlediği toplumsal hiyerarşilerin, sahip olunamayan özgürlüklerin, yalnızlığın, hayat mücadelesinin, paranoyaklığın, tek taraflı aşkın  panoramasını çizip bir saat boyunca korku ve acılarımızla, kendi çelişkilerimizle yüzleştiriyor bizi oyun.

O kendi iç hesaplaşmalarını yaparken biz de kaçınılmaz olarak kendi hayatımızdaki çarpıklıkları sorgularken buluyoruz kendimizi. Ben tüm bunların neresindeyim???

Bassız müzik olur mu hiç! Olmaz. Yokluğu farkedilir ama ya varlığı?

Önemli ama silik olma çelişkisini, başkalarının koyduğu kurallarla  başkaları  hesabına yaşadığımız, tükettiğimiz hayatlarımızı gözümüze sokuyor adeta sanatçı. Tıpkı Uçurtmanın Kuyruğu’nda olduğu gibi “hayatım avuçlarımdan kayıp gidiyor mu yoksa” derken buluyoruz kendimizi. Özgürleştirmek istiyor herhalde bizi.

Tabii burada asıl sorun eserlerimize başkalarının değer biçmesine izin vermemiz. Buna izin verdiğimiz ölçüde kırılganlıklara açığız aslında.. yani sonucu yine biz seçiyoruz..

Aşkın doğasında olan kasou, çelişkileri, iniş çıkışları da yaşatıyor bize.. hem uzaktan zarif zarif, asil asil seviyor  platonik aşkı mezzosoprano  Sarah’yı hem de en temel içgüdüsüne kaptırıyor kendini, kabalaşıyor.

Karakteri yaşamasıyla bir yandan bizi oyunun içine sürüklerken, bir yandan da sorduğu sorularla metnin dışına itiyor bizi Kavuzlu. “Benden çekinmeyin n’olur” demesiyle de hepten yabancılaştırıyor bizi . Sonra sesiyle, bedeniyle karaktere oyuna öyle bir can veriyor, öyle tutkuyla arzuyla oynuyor ki tekrar oyuna çekiliyoruz. Bir öyle, bir böyle derken serseme dönüyoruz…

Biz ön sıralarda oturanlar bize de soru sorar mı diye de bir yandan yaprak gibi titriyoruz, ahahah. Ben tabii alıyorum nasibimi, almaz mıyım, kesin talep etmişimdir ben. Ama hayranı olduğunuz sanatçının delici bakışlarını birkaç saniye üzerinizde hissedince, değiyor oyun boyunca yaşadığınız gerginliğe 😊

Tam karakterle beraber sürüklenip gideceğiz, izin vermiyor. Tüm bu anlattıklarının bir oyundan fazlası, hayatın ta kendisi olduğunu sürekli vuruyor yüzümüze.. Dekor unsurlarının sadeliğinden de anlamalıydık, oyunun içinde kaybolmak yok!

Gerçi Olcay Kavuzlu sahneyi öyle bir dolduruyor ki, dekora yer mi kalıyor.

Tek kişilik dev kadro

Kavuzlu genç yaşına rağmen oyunculuğu ileri seviyede oturmuş ve olgunlaşmış bir oyuncu, Türkiye için çok büyük bir değer. Kendime söz verdim; hünerini, emeğini kattığı her oyunu her sezon 5’er kez 10’ar kez seyredeceğim…

Modigliani, Şempanzeler, Ben Ödüyorum, Soğuk bir Berlin Gecesi.. keşke yeniden izleyebilseydik…

İşine duyduğu saygısı, sahnedeki coşkusu, her daim üstün performansı ile saygımızı kazanırken, ses tonu ve onu kullanmadaki ustalığı, oyunculuğunun akıcılığı, şahane ötesi mimik ve jestleri ile de her seferinde ruhumuzu gırtlağından yakalamayı başarıyor..

Yahu düşünsenize.. tek kişilik bir oyun.. çok büyük bir iddia değil mi?

“Ben tek başıma şu koskoca salonda yüzlerce kişiyi düşündürüceğim, üzeceğim, güldüreceğim, iyi vakit geçirteceğim” diyorsunuz ve bunu da başarıyorsunuz. Pes doğrusu!.

Özetle, kesinlikle izlenmesi gereken bir oyun Kontrabas. Yaşamınıza farklı bir perspektiften bakmanızı, bazı aydınlanmalar yaşamanızı sağlayan bir oyun.

Teşekkürler Olcay Kavuzlu, teşekkürler Metin Belgin, Ankara Devlet Tiyatrosu, Süskind, teşekkürler …

Bilet bul.

KONTRABAS – ANKARA DT

Büyük Oyunu

1 Perde – 1 saat 10 dakika


Yazan Patrick Süskind

Çeviren Hale Kuntay

Rejisör Metin Belgin

OYUNCULAR:

Adam Olcay Akın Kavuzlu

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply