Kaliteli Oyuncaklar
08 Aug. 2018

Kaliteli Oyuncaklar


Gerçek hayatta kalın bacaklarım var aslında, suratımda yuvarlak. Yukardan fotoğraf çekilince çenem sivri ve ince görülüyor. Yüzüm de o kadar pürüzsüz değil ha! Facetune diye bi uygulama var… Porselen olmak isteyen herkese de tavsiye ederim. Günümün tatlı karelerini storyme atmayı severim; ama hayatımda kötü giden şeyler de var. Hayır, sadece görmenizi istediğim kısımları paylaşıyorum çünkü ben sizin köpeğinizim. Ben kaliteli bir oyuncağım!

Buradaki cezbedici kamera önü görüntülerle kendi hayatımın kamera arkası görüntülerini karşılaştırmaktan sıkıldım. Bu zihin hapishanesinin benim üstümdeki etkilerinin farkına vardıkça uzun bir süredir kendime bunların yapılmasını görmek beni öfkelendirdi. Ne kadar güzel olursam olayım kendi dış görünüşümü beğenmemem; çünkü internetin mutlaka karşıma daha iyisini, daha ince bellisini, daha pürüzsüz ciltlisini, gür saçlısını çıkarması kendimle olduğum barışıklık seviyesini oldukça yıktı. Kocaman memeler, küçücük burunlar, uzun bacaklar. Öbür tarafta da “selfielerime” gelen beğeniler ve beni ben yapan özelliklerimden ziyade zevahirime yönelik övgülü yorumlar bir şekilde egoma sahte bir el uzatıp şefkat gösterdi. Kendimi bir şey sandım. Buranın yaptığı en akıllıca şeylerden küçük bir tanesi bir yandan özgüvenimizi yıkıp diğer yandan sahtesini inşa etmekti. “Şu kıza bak, sen neden onun gibi değilsin? Zavallı. Ama üzülme… Bak o çirkin koca popona 200 like gelmiş!”

Sosyal medya beğendiğimiz herhangi bir paylaşımın ardından önerilenler kısmında aynı tarzda 5 milyar tane daha çıkardı karşımıza. Ve sürekli kendimize benzer fikirler ile muhatap olduğumuz, birbirimize  hak verme döngüsünde dönüp durduğumuz için görüş pencerelerimiz ve algı kapılarımız yok oldu. Gerçek hayatta kendimize zıt bir fikre tahammülümüz kalmadı.
Çalışmalarımızı, işlerimizi, yaşam tarzlarımızı telefon ekranlarımıza büyüteçle yansıtabildik, pahalıya satabildik. Ben bu yaz 5 farklı şehire gittim ve doğrusunu söylemek gerekirse story atma takıntısı olan biri için hepsini telefonsuz geçirmek benim için olağanüstü bir deneyimdi. Gittiğim her güzel manzarada sinapsislerimsen çıkan ilk düşüncemin story’me atmak (!) olduğunu fark ettim. Neden? Neden siz bunu görmek zorunda olasınız? Neden beş dakika anın tadını çıkaramıyorum.
Evet bunu kabul etmek istiyorum, ben burayı en başta arkadaşlarımın fotoğraflarını görmek için açmadım, hatta bunu istemedim diyebilirim. Burayı verimli kullanırsanız gerçekten güzel içerikler var; örneğin okuduğum en güzel kitapları en başta burada görerek aldım. Başlarda amacım insan suratlarından çok hobilerimi takip etme yönündeydi. Ancak zamanla çevremin “neden profillerini takip etmediğim” konusunda bana karşı bir tepki aldıklarını gördüm. Hatta kendilerine verdiğim değer beğenme butonuna basıp basmamam ile ölçülmeye başladı. Anneannem gibi konuşuyorum şu an evet ama insanlar ile birbirimize verdiğimiz değer bu küçük kare içerisinde ölçülmeye başladığı vakit çoğu insandan kendimi geri çekmeye başladım. Hayır, bir birey olarak bana bu özellikler karşısında değer vermenizi istemiyorum. Beni farklı tartın, beni farklı ilişki süzgeçlerinden geçirin.

Buranın küçük bir kaçamak gibi olması hoşuma gitmiyor. Bir buluşmada karşılıklı paylaşımlar bittiği takdirde o vakit bildirimleri kontrol etme eylemi bir yerde karşımdaki insanın benim yanımda mutlu olup olmadığını sorgulatıyor. Sessizliğin de tadını çıkarabiliriz. Boş verin. Sizin fotoğrafınızı beğenmemiş olabilirim, ama gecenin 4’ünde bir sıkıntınız için ararsanız sabah 8’e kadar konuşabilirim sizinle.

Bu düşüncelerimle beraber kurtulmayacağım buradan. Bana ne yapıldığının farkına vardığım vakit faydalı da oluyor burası; ve bir sürü müzisyenle, güzel insanla tanışma fırsatı tanıdı. Hatta bu yazdığım yazı dahil fikirlerimi ve yaptığım küçük şeyleri paylaşacağım.
Ama.. bana güzelliğimi geri verin. Ben kaliteli bir oyuncak değilim.

About the author


Leave a Reply

* fields required