Specials Türkçe İçerik

öFKE kONTROLü

Öfke Kontrolü

İnsan doğar, (kızsa memeleri, erkekse zekeri) büyür ve ölene dek köpek gibi çalışır.

Koçum benim niye anlamıyorsun ve anlamamakta ısrar ediyorsun? Yavrum yanlış getirmişsin siparişi, ben istemiyorum böyle bir hayatı, yan komşunun kapısına bırak git, parası önemli değil ben öderim anasını satayım, hem bana sorarsa görmedim der sallarım hergeleyi, sen merak etme, hem sizin kolsentırı arar teslimattan, kurye arkadaştan çok aşırı über memnunum derim söz. Kurban olayım yorma beni, noooluuuur sal beni, al cebimdeki bütün parayı vereyim hiç görüşmemiş olalım beybi, öperim nay nay.

Adam olmak, ceket kravat, el pençe divan, kariyer, toplantıya involv olalım arkadaşlar, saat 14:00’e mitiiiiing set ediyorum, arkadaşlar lütfen fokus olalım, Arzu hanım follow upınızı geliştirmeniz gerekiyor, Nadir bey lütfen push edin falan gibi plaza dili edebiyatı dangozlukları, guatr (aslen kuartıııır) hedeflerini tutturmak, satış primlerini hesaplamak, bayi toplantıları, fuarlar, kongreler falan bana aşırı dürrük işler gelir. Zaten daha fazla tahammül edemedim, hoş onlarda bana bayılmıyorlardır eminim. Neyse hödö höt mühendisi ya da bıdı bıt olmak hayatımın hiçbir döneminde ilgimi çekmedi, beni sevenler sevinsin diye bir ara oscarlık performanslar sergiledim, sırf itliğimden piçliğimden değil yani, ne yapayım yaradılışım bu ama hiçbir işim uzun soluklu olmadı, zorla mı lan sevmiyorum sabah dokuz akşam altı işleri-yalan geliyor bana hepsi. Zaten şimdiye kadar gözlemlediğim kadarıyla önemli iş yapan sadece birkaç kişi var etrafımda o kadar, hoş onlarda arada akıl sağlıklarını yitirmişe benziyorlar. Ne biliyim işte bir yazı dizisi ile ilaç kartellerinin kötü amaçlarını ortaya çıkartan ya da yaptığı buluşla insan IQ sünü kalıcı olarak yükseltebilen ya da dünyayı her türlü pislikten temizleyebilen bir enzim bulmuş olan kimse yok tanıdığım ya da ağız spreyi formunda cialis, viagra aa yapılmış mı? Kim yapmış, tanıdık mı? Vay lan kaç kuruşmuş ohaaaaa, neyse su da içmiş oluruz boş ver üzülme. Konuyu dağıtmanıza bu kez müsaade etmeyeceğim, oğlum müsamere salonu mu burası hadi hadi pazaryerine çevirdiniz afacanlar.

Yine nefret ettiğim işlerimden birisinde, sadece ihalelere girebilmek için iso almaya çalışan orta ölçekli bir medikal firmasına danışmanlık yapıyordum. Şirket yöneticilerinin kendiişleri olmasına rağmen, bu detaylı ve meşakkatli işle uğraşmak istememesi neticesinde, yönetim temsilcisi olarak kendi yazdığım süreçleri yine kendim onaylayarak, zaten ben de mevcut bulunan çeşitli ruh hastalıklarını bademlerle, fındıklarla beslemekteydim. İso belgesi olmadan ihaleye giremeyeceklerini bilmelerine rağmen, başta satış müdürü Dübür Bey olmak üzere, bu iso belgelerini doldurmadan tuvalete gidemeyecekmişiz doğru mu ehü ehüee diye salak salak vıraklamasına cevaben, D.Ö.F. yani düzeltici önleyici faaliyet belgesi oluşturup, ofisteki bazı personelin anne ve babalarının üremelerini engellemeyi öneren bir belge ile yanıtlayınca nedense aramız bozuldu.

Karanlık, havasız küçücük bir odaya sıkışmış, yarı eğitimli satış ekibinin; ilkokul terk – ofis boyluktan satış müdürlüğüne yükselmiş, bir yandan başarı hikayesi belki, ama öte yandan buram buram bozlak ve kompleks kokan, her türlü avamlığını Orta Anadolu çirkefliği ve köylü kurnazı desenli pazen kumaştan örülmüş kişiliğinin arz-ı endamına eşlik ediyor olmak içimi darlıyordu. Mecburiyetten bile olsa o ortamda olmaktan ölesiye nefret ediyordum. Saçma sapan, ipe sapa gelmez, cahilce konuşmaların bir yerinde o kadar çok uykum geldi ki, uykumu açmak için onlarla huhattam olup söhpetlerine eşlik etmeye karar verdim. Tabiî ki tahmin edeceğiniz üzere, sonuç büyük bir felaketti-katastrofik errör. Hatırladığım kadarıyla salak salak vıraklamalar şu şekilde cereyan etmekteydi:

Dübürella Hanım: Dübür Bey satışlarımız çok iyi gidiyor rakiplerimizi tek tek egale ediyoruz. Rakip firmaları egale ederek pazar payımızı arttırıyoruz. (bu arada hayatımda gördüğüm açık ara en çirkin kadındı kendisi, daha çirkini herhalde üretilmemiştir- şirket sahibi heriflerin gerzek oluşları buradan da anlaşılabilir ben olsam porno yıldızı gibi kızları satış departmanına doldurur en azından şantaj videoları sayesinde satışları patlatırdım)

Ben bey: Pardon ama egale etmek tekrarlamak anlamında kullanılır, rekor egale edilir. Zannedersem siz elimine demeye çalışıyorsunuz yani saf dışı bırakmak anlamında.

Dübür Bey: Mehmet Bey siz yanlış biliyorsunuz Dübürella Hanım doğru söylüyor, rakipler egale edilir biz satışta böyle deriz.

Ben bey: Bakın Dübür Bey benim İngilizcem hiç fena değildir, ayrıca hatırlarsanız şirket sahiplerinin ricası üzerine, satışlarınızda kullandığınız tüm ürün bilgilerinin çevirilerini bizzat ben yapmıştım.

Dübür Bey: Mehmet Bey lütfen ukalalık etmeyin.

Ben bey: Dübür Bey elinizin altında bilgisayar ve google var, zahmet edip egale etmek nedir yazabilir misiniz? Eğer yanılıyorsam ukalalık ettiğimi kabul ederim. Hem biz satışta böyle yaparız diyebildiğiniz şeyleri ben kaleme aldıysam bu zahmete de değer diye düşünüyorum.

Dübür Bey: Mehmet Bey neden bu kadar uzatıyorsunuz

Ben bey: Uzatıyorum çünkü cahilsiniz, uzatıyorum çünkü aptalsınız, hepsinden öte yeni bilgiye kapalısınız. Yani, bu bilgisizlik-cahillik-aptallık seviyesi ile orta vadede hepiniz işinizi kaybedeceksiniz. Yapabildiğiniz satışlar kurulmuş bu düzeni çeviremeyecek, yeni satış kanalları oluşturmanız gerekecek. Uzatıyorum, çünkü vizyonsuzsunuz, döviz arttığı zaman çok daha zor şarlarda mal alacaksınız, stok maliyetleriniz artacak, devlet kanalıyla yapılan ödemeleriniz gecikince mal alamaz duruma geleceksiniz, çünkü başta bilgiye, yeni teknolojilere, elektronik ticaret gibi yeniliklere karşı durmanız, herhangi bir sorun karşısında elemanlarınıza yardımcı olmak yerine onları azarlayarak bağırarak çözdüğünüzü sandığınız için….

Dübür Bey: La oğlum sen boşuna okumuşsun, üniversite mezunuyum diye ne hava yapıyorsun, İngilizce biliyorum diye küçük dağları ben yarattım edasıyla…

Ben bey: Bunu sen mi değerlendireceksin götağızlı, sen mi karar vereceksin zırcahil köpek diyerek elimdeki kalemi müteveffa Dübür Beyin şibumi noktasına saplayıverdim. Medikal firma çalışanı olmanın bence ilk vasfı olan kana dayanıklılık kısmında sınıfta kalan satış personeli anlamlandıramadığım kusmuk yarışında birbirleri ile kıyasıya mücadele etmeye başladılar. Yarıştan kaçmaya çalışan bir iki kişi yerdeki kusmuklara basıp kayarken elleri, yüzleri, üstleri başları kusmuk içinde 80lerin kıvrak bireyk dans figürlerini ustaca sergiliyorlardı.

O esnada kapı hışımla açıldı ve şirket sahibi Zonta Bey bağırarak;

Zonta Bey: Ne oluyor burada yahu, bu ne gürültü diye uludu.

Ben Bey: Efendim anlaşılıyor ki işe alım kriterlerinizi gözden geçirmeniz gerekiyor. Arkadaşları kan tutuyor ama siz bu elemanlardan ameliyatlara girmelerini falan bekliyorsunuz…

Zonta Bey: Öğğğğğk vırk cırk hırk

Not: Eski bir çalışanın dedikoducu yavrusundan şimdi aldığım bilgiye göre, Dübür Bey bir süre sonra şirketten ayrılıp Soysal Paşajında sexshop açmış. Arkadaşlar lütfen bağırmayın hep bir ağızdan konuşmayalım, anlayamıyorum.  Tamam, ilgilenenler benim adımı versinler kesin indirim yapar, belden takmalı su fışkırtmalı modelden kalmamış canım, zenci dildoları bitmiş sadece Japon boy kalmış oda seni gıdıklamaz bile hanım apla.

Sayın bayanlar baylar, merdivenden kayanlar, bana sorsalar hiç düşünmeden savaşa hayır derim ama çaktırmadan bu savaş kimle yapılacak ok, kılıç ya da gürz kullanmama izin verilecek mi, öldürdüklerimizin kafalarını kesip mancınıkla ölmek için surların ardında q matikten sıra almış bekleşip duran, zavallı cehape mağdurlarına atamama izin verecekler mi diye de içten içe düşünmeden edemem. Hem savaşırken kimi öldüreceğimizi seçemiyoruz o yüzden savaşa karşıyım; tek tek kötü ruhlu çemçüklerin ölmüşlerine kavuşmaları benim için hep bir mutluluk vesilesi olmuş, kötü yürekli nice canların can çekişe çekişe terk-i diyar eylemeleri, kara kalpli çatal dilli insansıların asitlere gelmeleri vasıtasıyla nalları dikmeleri, açgözlü bencil ve doymak nedir bilmeyen zübciklerin etlerinin lime lime olması yoluyla tahtalıköy nüfusuna katkı sağlamalarına şahit olmak, soyguncu-hırsız anzavurların kendi kanlarında boğulmaları, onlarca kere seyrettiğim filmleri tekrar tekrar mutlulukla izlemek gibi gelir bana.

Çok hümanist, aşırı antimilitarist, efsane entel, ultra barışçı biri olsam; bir tek savaşa karşı değilim o da cehaletle yapılanına diyip, tüm spot ışıklarının üzerimde toplanmasını müteakiben, kopan alkış kıyamet karşısında sahte bir şaşırmışlık ve kolpa bir gülümseme ile karşılık verirken içimden; alkışlayanların yarısını öldürmek istiyorum diye düşünürken, dışımdan bağırarak savaş çok kötü bir şeydir tıpkı cehalet gibi diye haykırırdım alkışşşşşşşşş.

Bakın üç tarafı denizlerle çevrili, parmağını toprağa soksan parmak ağacı çıkacak kadar verimli, hayvandan geçilmeyen o yüzden ondan hiç bahsetmeyeceğim, yüzölçümü ohhhoo üfff yani dedirtecek kadar büyük, tarım alanlarının yayılımı yuharra, ohannes bülbüloğlu dedirtecek ölçüde, her birisi Avrupa’da birer ülke kadar olan, ama ne hikmetse en basitinden arpa, buğday bile yetiştirilemeyen dere tepe ve aynı anda ana avrat dümdüz gidebileceğiniz bir coğrafya canım ülkem. Hani coğrafya kaderdir-kederdir gibi bir söylem var ya, işte ona ben daha çok şıraaaak sesi çıkması için önce kolumu yalayıp sonrasında zarif bir bilek kıvırmasıyla kocaman sesli bir el hareketi ile yanıt veririm. Evet; coğrafyadan kaynaklı çok çeşitli zorluklarımız var kabul ederim ama bugün yaşadığımız salak durumun bununla hiçbir ilgisi yok. Ulan bu kadar verimli toprakları bu hale getirebilmek için ya gerçekten feci zırcahil olmak ve bunun yanında gerçekten aşırı kötü olmak ve bunu sistematik bir çaba ile beslemek gerekir. Bunun tam tersini yaşamış bir toplumduk aslında, yakın geçmişimize şöyle bir göz atsak canım Atamın Ankara bozkırında yoktan var ettiği AOÇ’yi ya da o dönemin motivasyonu ile yapılan araba, uçak fabrikalarını görürdük. Bu satırları ne yazık ki di’li geçmiş zaman kullanarak yazıyorum çünkü artık fabrikaları, AOÇ’si hepsi tarih oldular, talan edildiler hem de son yirmi yıl içinde. Galiba bu çakallar örnek gösteremeyelim diye cumhuriyet döneminden kalan ne varsa ya satıyorlar ya da yok ediyorlar.

Yarı doğru ya da tamamı doğru fantağzimde de belirttiğim üzere cahil ve vizyonsuz insanlar tarafından yönetiliyor ya da bu tip garabet yaratıklardan hizmet alıyoruz. Hemen belirteyim, başımıza gelenlerden kendimizi sıyırmayalım beybiler karşılaştığımız abuklukların en az %25’ini kendi suç hanemize yazmalıyız. Başımıza gelenler bizim sessizliğimiz, pısırıklığımız ve pembe götlü liboşlar oluşumuzdan ve de kavga etmeyi bilmiyor olmamızdan da kaynaklanıyor. Tabii ki; bu %25’lik oran, onların gangbang ya da swinger evladı olmaları gerçeğini değiştirmez.

İşte tam bu gerçeğin ışığında; bunu engelleyebilmek için bu tür kurbanlarımı ölçüp %75’ini kesip geri kalanını da ihtiyaç sahibi olan pumalara, parslara, leoparlara bırakıyorum, hem kendimce ters kurban harekâtı yapmış oluyorum, hem de dünyamızı pisliklerden teker teker titizlikle temizliyorum. Ne demişler iki kere ölç, bir kere kes. Ayrıca, hemen aklıma gelmişken sağ elin verdiğini sol el görmemeli, neden çünkü multiple personality disorder’ın ilk şartı budur, ikincisi kazaya ve kadere iman, üçüncüsü de taşa güveneceğine Allah’ına güvenmektir.

Bahsedeceğim konu bilgisiz, cahil ve ne kadar salak olduğunun bile farkında olmayan insanlar ile yaşadığımız sorunlar ve bunlara getirdiğim çözüm(!) önerileri.

Bir kere artık siz de, aman muhatap olmayayım, ben bu tür insanlarla anlaşamıyorum diye düşünmeyin. Ayrıca, alttan alıp sorun çıkmasın diye takkiye ve kolpalık yapmaktan vazgeçerseniz yol kat edebiliriz, önce kendimizden başlayarak çözüm yolları üretelim, dik durun yavrum- dik dur eğilme bu millet seninle. Mesela bir kedi heyvancığına gidip miyav miyav mauuuuv falan deseniz, eğer konuşabilse ne diyon la gerizekalı benim taklidimi mi yabıyorsun yavşullah falan der herhalde ya da miyavlamanıza miyav tepkisi veren kedi ya çok yüce gönüllüdür, siz üzülmeyin diye karşılık veriyordur ya da bu laflar boy boy seni öpen mestan kovboy falan diyordur, o da en iyi ihtimalle.

Karmaşık anlatmış olabilirim ama sözün özü, herkeşlere anlayabileceği dilden hitap etmek gerekir. Çomarcan karşınıza geçmiş Almanya bizi gısganıyor falan dediği vakit, susmadan hatta biraz da bağırarak; senin eğitimin ne yavrucuğum, hiç Kant, Şopenaouuuur, Hegel, Nietzche okudun mu, hayatında bilinçli bir seçimle Bach, Beethoven, Mozart, Wagner,Handel, Mendelson dinledin mi, Gauss, Kepler, Kopernik, Hopf gibi Alman matematikçilerinin isimlerini duydun mu, Merck ya da Bayer gibi dünyanın en büyük 10 ilaç devinden ikisi senin ülkende mi faaliyet gösteriyor, satın almak isteyeceğin en kıyak otomobiller Mercedes, Audi, Bmw, Volkswagen, Porsche, Opel, Seat, Skoda ve Smart gibi otomobiller senin ülkende mi üretiliyor, hoş smart’ı saymak sana biraz yüklenmek olur gibisinden konuşursanız bu yaratıklar sinerler. Hiç unutmam bir gün Ulus otobüsünde hiç tanımadığım bir adama pardon sizin Latince isminiz nedir demiş (kendi kendime çok aşırı eğlenmiş) ama herhangi bir karşılık alamamıştım. Neden çünkü emica neanderthal olduğunun bile farkında değil, taş devri dil becerileri ve yaşayış biçimi ile 21.yy Türkiye’sinde zorlanmadan gayet rahat yaşayabiliyordu. Neden çünkü onlardan çok var bu bir, ikincisi ise ülkemiz evrimde düşündüğünüz kadar ileride değil. Bu arada hemen kendi reklamımı yabıştırayım; Büllük yayınevinden çıkacak olan yeni kitabımda “Türkiye’de Neanderthal Olmak-Neanderthal Dediler Kız Vermediler” sorunsalı ile ilgili çok çeşitli ufuk açıcı bilgiler ile karşılaşacaksınız.

Kitabımı kaleme alırken “Neanderthal bile olsa insan insandır” şiarıyla bizi yönetenlerin şimdiye kadar hiç mi hiç ayrımcılık yapmadıklarını gözlemlediğim için kendi adıma şimdiye kadar kendilerini bol keseden eleştirdiğim için kendimden utandım hatta tiksindim, öğürdüm af buyurun. Kısacık bir cümlede amma kendimden kendinden yazdın hayvan herif yeter lan.

Bakın yine dikkatiniz dağıldı, çokomelli bölgeye geldik, sizin bu tür adamlara anlayacağı dilden yani, hark tuuuv şeklinde karşılık vermeniz gerekiyor. Bundan böyle İstanbul Türkçesi ile konuşmak yerine orta Anadolu kırsalı ağzı ile yer yer de gayadenüz şivesi ile onlara karşılık vermeliyiz. Lütfen, rica ederim, bilhassa, filhakika, istirham ederim gibi kullanana ahmaklık-kazıklanabilirlik-savunmasızlık, kullanılana ise acımazsız bir güç veren günümüz Türkiye’sinde anlamını yitirmiş söz öbeklerinden koşarak uzaklaşmamız gerekecek. Amariga ve Avrupa Ukranyayı destekliyor gibisinden bir şey diyen bir emmi gördüğünüzde, hemen çıkar bakalım göster cep telefonunu, bu yıl kaç liralık benzin alıyorsun, bir külo demir mi yoksa bir külo bammıh mı ağırdır diye sorun, yetmezse onların doları varsa bizim neyimiz var diye sorun.

Yağni, beybiler bu herifleri onların silahı ile vurmamız gerekiyor. Televizyona çıkarttıkları madrabaz, laf cambazları, çok yüksek ihtimal konu nasıl dağıtılır (bana bakmayın benim kulvarım onlardan çok farklı-seninle benim aramda kocaman bir fuck var), konu nereden sündürülür, aynı konu değişik şekillerde nasıl yanlış anlaşılabilir, iki saat konuşup tek bir anlamlı cümle nasıl kurulamaz gibi eğitimleri almış, bizi öpen liyakatsiz-cahilleri her şekil aklayan-temize çıkaran (ç)akıl dolu çıkarımlar yapan, her boku da salaklardan müteşekkil muhalefete atan, satılık konuşmacı lisanına ve (s)algı yönetim algoritmasına bir an önce kavuşmamız gerekir.

Öfke kontrolü olarak başladığım masum yazım nefret söylemine doğru emin adımlarla giderken, bu kadar goygoy yeter, aklımdaki her şeyi tabii ki yazamadım yine, ama ben de ne gayya kuyusu gibi akıl var bilemez, akıl sır erdiremezsiniz. Bu yüzden benim yazmayı unuttuğum ya da üşendiğim yerleri siz evde kendiniz çalışın, haftaya yeni konuya tam buradan başlayacağım ona göre, ev ödevlerini yapmayanlar kendilerini eksik, ezik hissedecekleri için hiç önermem, maazallah hafazanallah rezil rüsva olmayın yavrum arkadaşlarınıza.

Hepinizi öper gibi yapar, havayı falan öperim, çünkü tüm insan ırkından tiksiniyorum, şıraaaak.

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply