Specials Türkçe İçerik

SEYİRCİ KOLTUĞUNDAN BAKIŞ: APSOLİT

85 dakika, tek perde, tek kişilik, başarılı bir oyun.

Karakterimizin adı, İsmail. İsmail Tek. Namıdiğer Apsolit İsmail. Kendisi, nereden, kimin aklından, kimin gözünden baktığınıza göre “değişik” biri. Bulgar göçmeni bir öğretmen gözünden üstün yetenekli bir çocuk. Doğu’nun sınır köylerinden göç etmiş, şehre gelmiş dindar bir babanın gözünden ise cinli, işe yaramaz bir piç. Özünde sadece bir insan, bir çocuk ama hepimizin bir diğerine yaptığı gibi sıfatlar, algılar arasında “bulanmış” birisi.

General Asım Gündüz Sokak’ta yaşamını sürdürüyor İsmail. Bu sokağa da kendi adı verilsin istiyor: Apsolit İsmail Sokak. Sokakta kalmaktan iyi diyor sokakta yaşamaya. O apsolit, mutlak kulağı ile her şeyi duyuyor, hissediyor, öğreniyor. Raks ediyor bu hayatı. Bize de onu dinlemesi kalıyor geriye.

Oyunun en sevdiğim yanı sanırım gerçekçi oluşu, göze sokmaya çalışmıyor hâli. Ben, İstanbul doğma büyüme birisiyim. Ne göç bilirim özümde, ne etnik kimlik, ne şive, ne başka bir dil. Yıllardır bu ayrım, bu ötekileşme ile ilgili birçok şey ya izlemiş, ya duymuş ya da okumuşuzdur hepimiz. Bu oyun da onlardan bir tanesi ama farklı işte. Güzel bu. Olduğu gibi anlatıyor sadece. Üstüne düşünmesi, içselleştirmesi, garipsemesi sana kalıyor. Metin için, anlatan için her şey gerçek, samimi. Çok sevdim. Cehaleti de olduğu gibi anlatıyor, kendini eğitimli sananı da. Dindarı da yeriyor, dedikoducu mahalleliyi de. Liyakatsiz okul müdürünü de yeriyor bir güzel, cinci hocayı da. Ne de güzel anlatıyor İsmail. Ağzına sağlık kardeşim! Şans sana bir yerden gülmüş, yetenek vermiş. Başka bir yerden de hiç gülmemiş. Birçokları gibi…

İbrahim Barulay, hem yazmış hem oynamış. Ayakta alkışı hakedecek performans. Kendisini tebrik ediyorum. Tüm ekibi de yürekten kutlarım. Sadelik, ışık, ses, kostüm bir oyuna bu kadar güzel hizmet edebilir. Emeğinize sağlık. Işığınız, seyirciniz bol olsun.

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply