60 dakika, tek perde, kalabalık ekip, başarılı uyarlama.
Yaşar Kemal’in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanını okumadım, hatta duymamıştım bile. Fakat hem Cihangir Atölyesi Sahnesi üretimi hem de Yaşar Kemal eseri olması, beni bilet almaya iten ilk sebeplerdi. Koltuğuma yerleştim, ışıklar kapandı, atmosfer kuruldu. Sade imkanlarla, filler, karıncalar, saray, tarlalar, savaş, karınca yuvaları… Birçok alegori başarıyla sağlanmıştı. Sadece karıncaların feryat ettikleri, o derin çığlıklar attığı müzikli kısımda “keşke bu prodüksiyon kocaman bir sahnede, kocaman bir okestra ile müzikal olarak sergilenebilseydi” demeden edemedim. 🙂
Hükmeden, emperyalist, sömürücü Filler ve işçi, çalışkan, kendi topraklarında barışçıl yaşayan Karıncalar arasında bir hikaye izliyoruz. Yani, dünyamızı, kendimizi… Hangi sınıftan olduğunuz elbette önemli, ama hangi sınıftan olursanız olun yaptıklarınızın farkında değilseniz, sonuçları her şekilde ağır olacaktır. Ezen taraftaysanız, günün birinde size karşı birleşilebilir, ayaklanılabilir ve altınız oyulabilir. Ya da ezilen taraftaysanız, bir gün daha rahat yaşayabilmek adına verdikleriniz, özünüzü, karakterinizi bozabilir. Tarih boyunca bu cepheler ve her zaman bir Filler Sultanı ve bir Kırmızı Sakallı Topal karınca olmuştur. Sanırım olmaya da devam edecek.
Oyunla ilgili konusuna bu şekilde değinip bırakmak istiyorum çünkü ya kitabı okumalı ya da benim gibi bir şey bilmeden gidip izlemelisiniz. Çok temiz bir anlatım ile vermek istediklerini size mutlaka geçireceklerdir.
Oyunun en beğendiğim yanlarından biri de müzikleri, sesi, ışığı ve atmosferi. O küçücük sahne, koca bir ülkeye de dönüştü, devasa filleri de taşıdı, karıncaların yuvası da oldu. Elinize sağlık!
Tadında bir sürede, derdini çok güzel anlatan, göze sokmayan, baymayan, etkileyen, düşündüren bu güzel oyun için Cihangir Atölyesi Sahnesi’ne teşekkürler. Işığınız, seyirciniz bol olsun.



No Comments